|
Bu sayıda:
|
Yeni bir Saab test sürüşü için bahar mükemmel bir zamandır. Ve biz, bu Saab-i’ de, yeni Saab Turbo X’in ilerleyişini başarıya ulaştırıyoruz.
Saygılarımla,
Knut Simonsson
Yönetim Kurulu Üyesi, Global Marka ve Satış Aktiviteleri
Saab Otomobil AB
|
 |
Saab Turbo X, Saab turbo teknolojisinin 30. yılını kutlamak için yaratılmış ve ilk kez geçen sene Frankfurt Motor Show’unda sergilenmiştir. Sürücüye maksimum sürüş keyfi vermek üzere, sınırlı sayıda tasarlanan üst düzey bir performans modelidir. Sportif tasarımlı şasi ve 400 Nm’lik tork üreten 280 hp/206 kW 2.8 litrelik V6 turbo güç kaynağı motora sahiptir. Sizi 100 km/saat’e 5.7 saniyede ulaştıran (Sport Sedan, manuel), Saab’ın yenilikçi, tüm tekerleklerden çekişli XWD teknolojisidir.
Peki bütün bu özellikler size kendinizi nasıl hissettiriyor?
Bu sorunun yanıtını, İsveç Åre kayak alanında Şubat ayında gerçekleştirilen Saab aktivitesine katılan ve sıkı bir Saab Fanatiği olan Richard Lagerén’e sorduk. Lagerén önce dünyaca ünlü Ice Hotel’in yapısında da kullanılan buz bloğundan yapılmış platform üzerindeki arabaya baktı. Sonra tarafımızdan, dağ yakınlarındaki kar, buz ve çamurlarla kaplı caddelerde bir Turbo X test sürüşüne davet edildi.
“Beklentim 2.8 litrelik V6 motorun yeni versiyonlu XWD sistemini denemek ve tabi ki sınırlı sayıdaki Turbo X’in test sürüşü fırsatını yakalayarak muhteşem bir zaman geçirmekti.” diyen Lagerén, “Daha önceki Saab’larla karşılaştırılırsa…aslında karşılaştırılamaz. Gece ve gündüz gibi! Geliştirilen çekiş gücü, XWD sistemi diğer versiyonlardan özellikle buz ve kar üzerinde çok daha eğlenceli hale getirmiş. Bence XWD sistemi pazardaki en iyi sistemlerden biri olarak yerini almalı.”
Saab XWD torku sadece iki aks arasında değil, aynı zamanda ön ve arka tekerlerlek arasına da dağıtırak daha önceki Saab’larda görülmeyen bir sürüş keyfi ve dinamik şasi kontrolü sunar. Lagerén ayrıca Turbo X’in iç ve dış mimarisi ile motoruna da övgüler yağdırıyor :
“Sürüşe başlarken daha fazla güç ve daha sportif bir tutuş sağlıyor – ama sürüş keyfinden vazgeçmeden.” diyor. “Süspansiyon kış mevsiminin zorluklarıyla dolu yolu tam anlamıyla emiyor; motorsa harika, pürüssüz ve güçlü! Gücü ihtiyaç duyduğunuz yerlere dağıtan tork tamamiyle müthiş!”
İç dizayna gelince, deri direksiyon simidi ve “görkemli” deri koltukları seçti. Arabanın tam-siyah dış döşemesi akla bir ikon olan Saab 900’ü getiriyor. “Gövde kiti Black Turbo gibi, Turbo X’i kalabalıklardan ayırıyor. Ben de 1988 Saab 900 Aero’lardan - tabi ki siyah- birine sahibim. Bence Saab Turbo X ile katıksız sürüş keyfine geri dönüş sürecine başlamıştır.”
“Bir Saab müşterisinin karşılaşacağı en büyük sorun Turbo X mi yoksa Aero XWD mi alacağıdır. Fakat bence Turbo X, yalnızca Aero’nun yükseltilmiş hali değildir, o çok özel bir Saab’tır.”
“Turbo X bir sürücünün istediğinden daha fazlası. Şu anda XWD sistemli bir Saab almam an meselesidir. İsabet oldu.”
Yakıt tüketimi & Turbo X Sport Sedan ve XWD Sport Sedan için CO2 emisyon değerleri
Şehir içi / Şehir dışı / Ortalama, (l/100km, gram/km)
AB rehberine göre 1999/100/EC
M6: 15.9 l/100 km, 380g/km / 7.5 l/100 km, 179g/km / 10.6 l/100 km, 254g/km
A6: 18 l/100 km, 429g/km / 7.4 l/100 km, 176g/km / 11.3 l/100 km, 269g/km
Yakıt tüketimi & Turbo X Sport Wagon ve Aero XWD Sport Wagon için CO2 emisyon değerleri
Şehir içi / Şehir dışı / Ortalama, (l/100km, gram/km)
AB rehberine göre 1999/100/EC
M6: 16.5 l/100 km, 395g/km / 7.8 l/100 km, 187g/km / 11 l/100 km, 263g/km
A6: 18.6 l/100 km, 443g/km / 7.7 l/100 km, 183g/km / 11.7 l/100 km, 279g/km

Saab sizi dizaynıyla lider, yeni Saab 9-3 BioPower Convertible test-sürüşü için İngiltere’nin en yeşil yapılarından birine davet ediyor.
Paul Watson yeni Saab 9-3 BioPower Convertible için test sürüşüne davet edildiğinde düşünmedi bile! “Arabalara oldukça ilgi duyuyordum, ve Saab’ın BioPower gücününde farkındaydım, ancak ne beklemem gerektiğini gerçekten bilmiyordum. İlk denemenin ardından, çevreye ve oğlumunda büyümekte olduğu dünyaya karşı bakış açım değişti, bu tarz önemli konularda daha duyarlı olmaya başladım. Böylece arabayı ülkenin en çevre-dostu yapısına doğru sürerken içimden bir ses Saab’ın bana mükemmel bir kombinasyon olduğunu söylüyordu.”
Paul İngiltere’nin lider yaratıcı dizayn danışmanlıklarından olan Dew Gibbons’un kıdemli dizayncılarından. Detaycı gözleri Lynx Sarı renkli arabayı daha ilk görüşünde onun ne kadar özel dizayn çizgilerine sahip olduğunu fark etti. “Onun çarpıcı dizaynını ve modern çizgisini gördüm. Ön cephesinde oldukça keskin sınırları ve karakteristik çizgileri vardı. Ayrıca bu temiz ve düzgün çizgilerin yapısında İskandinav izlerini taşıyordu. Tekerlerin ardında daha fazla beklemeye dayanamadım. Beni sınırlarımdan çıkaran çevreci ve sürüşü oldukça keyifli bir deneyimi yaşamaya hazırdım.”
İngiltere’nin doğusundaki Bury St. Edmunds’da gün başladı. Güzel ve bulutsuz bir gündü (son değildi!) ve ilk duruşumuz biyoetanol veya E85 doldurmak için oldu. Son durağımız kuzeydoğuda, ülkenin oldukça uzak ve rüzgarlı bölgesindeki Cambridgeshire’dan az ötede bulunan Welney’di. Welney’in yeni Ziyaretçi Merkezi –ülkenin doğal ortamlarındaki av kuşlarının gözetimine ve korumasına bırakılmış bölgesi Wildfowl ve Wetlands Trust’da - yeni açılmıştı. İngiltere’nin en ünlü mimari firmalarından, Allies ve Morrison tarafından dizayn edilmiş, ayırt edici doğal formları ve ekolojik alanları ile sürdürülebilir bir yaşam için amiral gemisi olmuştu.
Welney yolu üzerinde, Paul biyoetanol yakıtın sağladığı extra güçün keyfini yaşamaktaydı. “Tamamiyle sorumlu bir araba olduğunu hissedebiliyordum. Bir sürüş için her zamankinden daha keyifliydi. Kendimi tek hakim gibi hissedebiliyordum. Araç fantastik bir performans sergilerken bir yandan da biyoetanol yakıtlı bir araç kullanarak güzel birşeyler yaptığımı biliyordum. Neden bu teknolojiyi kullanmak istemeyelim ki?”
Welney’e giden cadde boyunca ilerlerken, sıradan olmayan bir yeri ziyarete geldiğimiz açıktı. Ana bina sesin yoğun bir şekilde yankılandığı lokal bir ambar ve onu çevreleyen güçlü bir manzara ile tasarlanmıştı. İçeri girdiğinde açık durumdaki büyük pencerelerin ötesinden gelen ışıltı ve boşluk hissi kaplıyordu. Bütünüyle Sibirya ahşabı ile kaplı yapı buz tutmuştu ve bu durum manzarayı daha da çekici hale getiriyordu. Fakat ilk kez ziyaret edenleri asıl vuran Merkez’le ötede ki Gözlem Evi’ni birbirine bağlayan yeni yaya köprüsüydü. Ziyaretçileri İzlanda ve Rusya’dan gelen 7000’den fazla Whooper ve Bewick kuğularının bulunduğu sulak alana götüren köprü devamlı bir yay gibi tasarlanmıştı. Muhteşem bir manzaraydı.
Paul Watson Merkez’i ilk gördüğünde şaşkınlığını gizleyememişti. “Yapıyı ve arabayı özdeşleştirme fikriyle etkilenmiştim, ve bunun gibi birşey daha önce hiç görmemiştim. Dokusuyla, rengiyle, müthiş manzarasıyla muazzam bir yapıydı. İnsanlardan uzak, bakir ve uzak bir yerlerde olmak, garip bir şekilde size daha fazla sorumlu olmak isteği veriyordu.”
Merkez Yöneticisi Julie Ward, Merkez’in eko kimliğinin tanımlanması konusunda oldukça hassas. “Buradaki tüm çalışanlar çevresel konulara karşı duyarlıdırlar. Yeniden kazandırılan yağmur suyu ve topraktan kuyu ile çekilen sıcak sudan; çocuklar için akşam yemeklerinden kalanların üçer ayrı kaba konulmasına kadar – Bütün bunlardaki tek amacımız insanların doğa ve çevre konusunda daha duyarlı hale gelmesi ve birlikte çalışmayı öğrenmeleridir. Yaşam boyu öğrenme, sulak alanlarımızın yalnızca kuşlar için değil, aynı zamanda omurgasızlar, böcekler içinde ne kadar önemli olduklarını açıklamaktadır. – Tüm döngünün sağlanması oldukça önemlidir.” diyerek bütün bu sulak alanların yönetiminin önemine dikkat çekiyor Julie.”Çalıların biçilmesinden, çimlerin bakımına kadar bu sulak alanlarda yapılan herşey ziyaretçi kuşlar için uygun hale getirilmiştir. Eğer doğru olanı yapmazsak, tüm eko sistemi riske atmış oluruz.” diye de ekliyor.
Paul Watson için yoğun Londra’nın karmaşık iş hayatından uzak kaldığı o gün, tüm beklentilerinin de ötesindeydi. “Bir kere sürüşü oldukça keyifli bir araba yaratılmış. Karizmasını, BioPower motoruyla birleştiren bu araba, beni Saab’ın neler sağlayabileceği konusunda uyandırdı. Diğer yandan Welney Merkezi’ni ziyaret edişim, sürdürülebilir ve güzel bir yaşam için çevreye duyarlılığın inanılmaz derecede önemli olduğu konusunda gözlerimi açtı. Gördümki, biz yaban hayata sahip çıkmadığımız sürece çocuklarımız gelecekten hiç bir şey bekleyemeyecekler.”
Yeni Saab 9-3 Convertible’ı tecrübe etmek ister misiniz?
Lütfen test sürüşü için buraya tıklayınız.
Dew Gibbons hakkında daha fazla bilgi için
Paul Watson 2.0 litrelik BioPower motorlu (200 bhp)* Saab 9-3 Convertible sürüşünde bulunmuştur.
Maksimum Hız: 225/220 (M6/A6)
0-100 km/saat erişim hızı (sn): 8.2/9,3 (M6/A6)
* BioPower yalnızca bazı pazarlar için mevcuttur. Performansı E85 yakıt ile ölçülmektedir. Biyoetanol motorlarda CO2 emisyonları ölçüm değerleri henüz EC tarafından onaylanmamıştır. Bundan dolayı BioPower için detaylı emisiyon değerlerini henüz verememekteyiz.
Yukarı

Bir İsveç ailesi için, Saab XWD’nin ortaya çıkışı süre gelen olağanüstü bir tarihtir.
Peter Johansson yeni Saab XWD sisteminin yaratılmasından sorumlu şasi mühendislerinden biridir. Fakat babası, Sigge, Saab’ın rekabet departmanındaki, 1980’lerde ralli arabalarında sınırlı-kayma diferansiyelini dizayn eden eski çalışanlarındandır. Patentini almış ve 1987 yılında tüm haklarını Haldex’e satmıştır. Şimdi, bundan 20 yıl sonra, Saab XWD’nin geliştirilmesinde çalışan oğlu elektronik-kontrollü LSD’nin original dizaynını biçimlendiriyor.
Aslında, bu ailenin Saab’la olan ilişkisi bundan çok daha önceye, şirketin kuruluşunun ilk zamanlarına uzanıyor. Peter’in annesinin büyükbabası, ve 88 yaşını deviren Tage Flodén, 1945’te Saab Aircraft’ın araç yapımcısı olarak çalışmaya başlıyor ve 1949’da Saab’ın ilk 92 arabasının üretimi için yeni açılan araba bölümüne transfer oluyor.
Johansson ailesi 3 kuşağında ötesinde, ilk arabaların üretiminden, şimdi son teknoloji ürünlerin üretimine kadar her aşamasına yayılarak Saab’ın tarihinde önemli bir yer edinmişlerdir. “Bizim için bir nevi aile mesleği oldu.” diyor 45 yaşında ki Peter. Peter’in şimdi 7 yaşında ve daha şimdiden arabalara karşı oldukça ilgili bir oğlu var.
60 ve 70lerde ralli yarışmacısı ve yarış otomobili sürücüsü ve şuan 74 yaşında olan Sigge; 1973’ün başlarında turboşarjı Saab 96 V4’e uyguladı. O’nun çekiş gücünü geliştirme ve uygulama azmi, kendisini sınırlı-kayma diferansiyelinin keşfine götürdü.
“Saab babama dizaynını Haldex’e geliştirmek için götürmesini önerdi.” diyor kendisi de yarış otomobili sürücüsü olan ve bir keresinde genç Ayrton Senna’yı İsveç’teki yarışta mağlup eden Peter. “O dönemde Haldex araba endüstrisinde değildi fakat onlarda bu fark gösteren buluşun peşine düşüp izlemeye karar verdiler.”
“Babam arabalarımızın biriyle yaptığı test sürüşünden sonra, yaratmış olduğumuz XWD sisteminden oldukça etkilenmiş görünüyordu. Açıkça görülüyordu ki, dört-teker-sürüş sistemi ve herşeyin elektronik kontrolünün eklenmesiyle onun zamanına göre çok yol almıştık.”
“Ne babam da, ne de büyük babam Saab’ın eskiden küçük bir şirketken, bukadar büyük bir uluslararası marka haline geleceğini asla hayal edemezlerdi. Bu üçümüzün de yakından tanık olduğu kalplerimize işleyen olağanüstü bir hikayeydi.”
Yukarı

Norveç’te, Klasik Saab Klübü üyeleri Saab’ın eski otomobillerini kutlamak için buluşurlar.
Norveç’in en büyük Saab klüplerinden biri olan ve İngilizceye “Eski Saab Dostları” olarak çevrilen Gammalsaabens Venner üyeleri kendilerini daha kolay bir isimle çağırıyorlar: Norveç Klasik Saab Klübü.
Başkan Tom Eidesen için de orijinal adı oldukça uygun. 1980’de 1961 Model Saab 96 (”Kargaburun” olarak bilinmektedir.) ilk Saab’ını aldı. 1993 senesinde aldığı 1967 Model Saab 96 ile birlikte halen eski arabasından vazgeçmemiştir. “Saab 97’ye (Sonett III) kadar eski modellere karşı büyük zaafım oldu hep. Ama benim için Saab 93 belkide gelmiş geçmiş en estetik güzelliğe sahip arabadır.” İhtiyaç duyduğu tek şey, bir kat boya çekilmesi olmuştur.
1977’de Saab kullanıcılarına yardım etmek için kurulan Norveçliler Klasik Saab Klübü kendi kendine yeten bir organizasyondu. Şimdi ise Saablara ilgi duyan herkese açık, özellikle de 21 yaşından fazla olan modeller için… Klübün 2008’in başında Norveç bölgesinin de sınırlarını aşan 600’den fazla üyesi oldu.
Oslo bölümünden olan Eidesen eski Saab otomobillerini kullanıcı dostu olarak ünlendiren kişidir. “Hepsi iyi dizayn edilmiş, sağlam ve bugün bile sürüş keyfini koruyan araçlar.” diyor. “Ben V4’ümle iki kez Norveç’in Kuzey Yakasına geçtim, ve bütün Avrupa’yı dolaştım. Dört kez de İngiltere’ye gittim ama hiçbir önemli problemle karşılaşmadım.Çünkü eski Saablar İskandinav kökenleri ve kullanıcısında güçlü duygular uyandırmasıyla ünlüdür. Bütün herkes sizinle bu konu hakkında konuşuyor, ve bu bence muhteşem bir şey.” diyor Eidesen. “Bunun anlamı petrol istasyonlarında artık daha az duracağınızdır!” diye de ekliyor.
Saab aktivitelerinin organizasyonundan once Eidesen Milli Savunma Bakanlığı’nda memur olarak çalışmaktaydı. Bu yıl da klüp 9-12 Mayıs tarihlerinde Ålesund kasabasında; her yıl düzenledikleri ulusal toplantılarını gerçekleştiricek. Ayrıca klüp Ağustos ayında senede iki gün; 1000cc veya daha altında olan araçlar ve 20 yaş ve üstü araçlar için açılıyor. Ayrıca klüp üç ayda bir içinde lokal haberlerinde yer aldığı Frihjulet (Serbest-Teker) isimli bir dergi yayınlıyor.
“Bütün Saab’ların gerçekten farklı kişilikleri var.” diyor Eidesen. Mesela 1815cc V4, standart bir 1500 beygirden daha farklı fısıldar. Aynısı two-stroke lar içinde geçerlidir. Bu tarz bir özellik klubümüzün geleceği için oldukça önem arz eden gençlere de çekici gelmektedir.”
Anasayfa için burayı ziyaret ediniz : http://www.gsv.no/
Yukarı

Saab lider İskandinav dizayncıları ile birlikte daha sorumlu bir yaklaşım için çalışıyor.
Her yıl dünya üzerinde bir milyon ton tekstil atığı oluşuyor. Bu materyal içinde beyazlatıcılar, toksinler, boyalar toprağa sızıyor ve doğaya telafisi olmayan zararlar veriyor. Sebep olduğu zarar açısından değerlendirildiğinde giyim endüstrisi neredeyse petrokimyasal üretimin neden olduğu zarara eşit.
Ne var ki, moda endüstrisini değiştirmek için çalışan bireyler ve işletmeler de var – İsveç, Gothenburg’daki dizayn şirketlerinden Reflective Circle’ın sahibi Josefin Lassbo gibi. “Bu gezegeni zehirleyen, dağ gibi yığılmış kıyafetlere daha fazla ihtiyacımız yok.”diyor. “Bizim daha iyi bir alternatife ihtiyacımız var.”
Reflective Circle’in 2001’deki lansmanından beri Lassbo “etik şekillerde üretilen sürdürülebilir, ekolojik moda giyimi” konseptini kurmak için çok çalışmıştır. İsteği Saab’ın arzusunu çevresel konularla birleştirmektir. “Hoşlanalım ya da hoşlanmayalım, biz hepimiz bu büyük ve global ekonominin bir parçasıyız.”diyor. “Saab gibi sürekli ilerleyen organizasyonlar daha iyisi için zorlayıcı bir güç oluşturabilirler.”
Lassbo ve Saab; Saab Expressions için Saf BioPower Eko Giyim Koleksiyon isimli giyim ve aksesuarın yeni çizgisini yaratmak adına bir araya geldiler. Ekolojik eşyalar isteyen görmek isteyen Saab müşterilerinden gelen olumlu geridönümler Saab için teşvik edici bir unsur oldu. Bu durum her iki organizasyon için de araba üreticilerinin hemfikir partnerlerle birlikte çalışabilir olduğunun sinyallerini verdi.
“Moda benim için hiç bir zaman yalnızca bir itibar olmadı, artistik bir görünümden daha fazlası oldu.”diyor Lassbo. “Moda dünyada gıdadan sonra en çok para kazandıran endüstri ve mesaj vermek için oldukça elverişli. Her zaman iletilebilecek bir mesajım olduğunu düşündüm. Bence herkes, dünyanın daha yaşabilir bir yer olması için kendi yaratıcılığını pozitif bir güç olarak kullanabilir.”
Saf BioPower Eko Giyim Koleksiyon’a ait giysiler Skal International* tarafından sertifikayla onaylanmış %100 oranında ekolojik/organik pamuk tan yapılan ve kadın, erkek ve unisex giyim ve aksesuarlarıda içeriyor. Çizgi şapka, atkı, kemer, pantalon ve iş giyim koleksiyonunda eklenmesiyle daha da genişleyecek.
“Organik alışveriş yapmak tüketici gücünü daha etkin hale getirmenin bir yoludur.”diyor Lassbo.
“Saf BioPower Eko Giyim Koleksiyon”u www.saabexpressions.com. ‘dan inceleyebilir ve satın alabilirsiniz.
* Skal International organik ürünleri, süreçleri ve verileri kontrol edici ve sertifikalandırıcı bir organizasyondur. Skal International sürdürülebilir ormancılık, ahşap ve tekstilde tüm dünyada gerekli kontrolleri gerçekleştirip, uygun olan kurumlara sertifika vermektedir.
Yukarı
|